ÇOK FAZLA TEFEKKÜR
Ben ben miyim merak ediyorum. Ya da sen sen misin, ya da başkaları kendileri mi? Yüzleşmek istiyorum ama Korkuyorum. Aslında ortada kişileşmemiş bir biz var ama somut bir şey olmadığı için adını koyamıyorum. Şeklini tarif edemiyorum. Benim o bizdeki parçamı da bilemiyorum. Senin bendeki parçanı da bilemiyorum.
Yumurtayı haşlanmış mı, yoksa tavada omlet mi, ya da sucuklu, kaşarlı mı seviyorum. En çok hangi rengi seviyorum, sevdiğim gerçekten giydiğim renkler mi yoksa birileri bana yakıştığını söylediler ve bende o birilerine kendimi beğendirmek için mi bu renkleri seçiyorum.
Gitmek istediğim yön, bu yön mü ?. Tatile çıkmak istediğim yer. Yoksa herkes o yöne gittiği için mi bende o yöne gidiyorum. Özgürlük dediğim şey de, ne kadar özgürüm, bilemiyorum.
Tabiî ki ben kendi kendime olmadım, ayrıca beni olduranlar kendilerine benzettiler. Adına terbiye dediler. Ayrıca çevremde terbiyesizler var. Benim içimde o terbiyesizlere benzemek isteyen bir başka ben var, birde o biçimlendirildiğim kapta kalmaya çalışan bir ben var.
Sonra bakıyorum sahip olduğum bir şey de yok. Var olmayan bir şeyimi ortaya koyuyorum. Hayır. Var olanı aldım kullanıyorum benim diyorum. Nasıl olduğunu bilimsel olarak biliyorum ama ağzıyla, burnuyla, cinsiyetiyle vs. uğraşmadan oluşan şeyle çocuk sahibi olduğumu iddia ediyorum. Kalp, göz, kulak vs. benim diyorum. Duymak istediğimi duyamıyorum, duymak istemediğimi duyuyorum. Bunlar benim diyorum. Benim demenin ne kadar manasız olduğunu görüyorum. Oysa bunlar başkalarında da var. Niye onlar bana, ben onlara benziyorum. Ne doğmak, ne de ölmek konusunda fikrim ve isteğim sorulmuyor. İsteyip istememek dışında gününü saatini de bilmiyorum.
Bir ara hanıma dedim ki, canım yumurtalı havuç istiyor. Garip, garip yüzüme baktı. Olmaz mı? En azından bir deneyelim kime ne zararı var ki. İçimdeki o diğer ben değişik şeyler istiyor. Yine bir ara karar veremedim içimdeki diğer bene uyarak gömleğime iki kravat taktım. Hanım hemen önümü kesti, ben delirmişim, onu rezil etmek mi istiyormuşum, insanları kendime güldürecekmişim. Ya ne alakası var. Bir zamanlar kravatta yoktu. Belki de benim sayemde iki kravat moda olur. Olmaz mı?. Kışın şortla dolaşmak istiyorum. Tavlanın pulları yuvarlak değil dört köşe olsun zar araya girip de kırık gelmesin. Daha bir sürü şey. Önüme bir sürü engel çıkarıyorlar. Kurallar, kınanmak, ayıplanmak …O kuralları kim koyduysa.
Dedim ki sizlerde belki düşünüyorsunuz, söylemiyor veya uygulamıyorsunuz. Akıllı diye ortalıkta dolaşıyorsunuz. Ben düşündüklerimi söyledim ve söylüyorum. Birazını da uygulamak istedim. Uygulatmadılar . En sonunda bana, /bana uygun bir gömlek giydirdiler.
Şimdi kendime bir eğlence buldum. Bana eğlence başkalarına dert oldu. Günde üç defa ben tavuk oldum diyorum. Doktorlar toplanmışlar benim tavuk olmadığımı anlatmaya çalışıyorlar.
Öyle olmadığımı bende biliyorum, ama hoşuma gidiyor. Şuradan bir çıkayım, bak neler yapacağım. Hemde rahatça. Nasılsa kavram belli bana deli diyecekler, hemde belgeli, doktor raporlu. Onu bekliyorum. Akıllı olarak yapamadıklarımı deli olarak yapmaya çalışacağım İlhan Çetintürk